Özlem Tuna İsviçre Blick Gazetesinde

12.03.2015 tarihinde İsviçre´de Blick gazetesinde yayınlanan Özlem Tuna röportajını Türkçe olarak aşağıda okuyabilirsiniz.

1. İstanbul neden tasarımcılar için bu kadar özel bir bölge?

İstanbul’da tasarımcı olmak; çok şanslı olduğumu görüyorum. Hızlı, enerjisi yüksek ve 24 saat uyumayan bir şehir.

Nüfusun hızla arttığı kaotik bir şehir İstanbul. Zengin bir tarihin üzerine, genç ve enerjik beyinler, ne yapmak istediklerini daha net görmeye başladı. Farklı kültürler içindeki çeşitliliği ve zenginliği özümsedikçe olgunlaşıyoruz. Bunların hepsi tasarımın aradığı özellikler.

Ayrıca, şehrin orta yerinde tasarladıklarınızı üretebilme şansımız var. Geleneksel ve modern üretim olanaklarını harmanlayıp, düşündüklerimizi ürüne çeviriyoruz.

2. Şu anda İstanbul’un hangi yönleri çalışmalarınıza ilham veriyor?

Tarihi, doğası, deniz olması, boğazın muhteşem renkleri, karmaşası, her şeyin bir arada iç içe olması… Doğa ve yapılaşma, temizlik ve kirlilik, zenginlik ve fakirlik, tarih ve yozlaşma…

Her çeşit insan bir arada…

Her şeyi bir arada bulabilmem…

Çok lüks bir lokantanın hemen yan sokağında travestilerin randevu evleri olması…

Şehirdeki iç içe geçmiş karmaşa.

3. Kullandığınız favori malzemeler nelerdir ve neden? 



Çamur ve hamur… Çocukluğumdan beri beni hep heyecanlandırmıştır. Bu ikisi ile de tasarladıklarım ve ürettiklerim hep keyif verdi bana. Aslında çamurla ve hamurla yaptıklarınız sonuçta birbirine benziyor. İki malzemede de sıfırdan başlayarak insan için faydalı bir şey üretebiliyorsunuz. Mesela çamurla; porselen bardak, Hamurla; ekmek.

Porselen bardak; keyifle kullanacağımız bir obje, kahvemizi içtiğimiz bardağın kendi tasarımımız olması, fonksiyonel olması, keyif vermesi.

Ekmek; karnımızı doyurması, keyif alarak yememiz.

İki malzeme de hayatımız için önemli, fayda sağlıyor ve keyif veriyor.

4. Şu anda İstanbul’da en yeni tasarım trendi nedir?

Yeni nesil Kahve barları… Her çeşit kahveyi bulduğunuz ve gençleri bir araya getiren mekanlar… İçki ve nargilenin birlikte içildiği mekanlar çoğalmaya başladı.

5. Kişisel alışveriş noktalarınız nelerdir? (takı, giyim, ev aksesuarları)



Giyim markası olarak; Deri Show’u beğeniyorum. Farklı çizgilerini bozmadan yıllardır ilginç kıyafetler üretiyorlar.

Takı kendim yaptığım için aldığım bir şey değil ama Karaköy’de Selda Okutan Galeri’yi beğeniyorum. Selda’nın da çok kendine has bir çizgisi vardır. Bir ara benim markam da galerisinde satıldı.

Ev aksesuarları için Cihangir, Çukurcuma’daki eskicileri çok severim. Fırsatım olduğunda eskicileri dolaşıp; kendime göre eski mobilya bulup onartıp kullanmak hoşuma gidiyor. Çizgisini beğendiğim modern markalar; Koleksiyon mobilya, Autoban.

Kapalıçarşı’da Etnicon halı-kilim markasını da eklemek isterim. Modern bir çizgide kilim üretiyorlar.

6. Ve son olarak Cafe ve restoranlar için önerileriniz?

İstanbul’da Avrupa yakasında Cihangir’de yaşıyorum. Cihangir’de MOMO hemen hemen her sabah kahve içtiğim kahve dükkanı. Samimi ve sıcak bir yer ve lezzetli kahve yapıyorlar.

Savoy Balık (Savoy Fish Restaurant) lezzetli balık ve meze bulabileceğiniz yer.

Sur Balık; her zaman mevsim mezelerinin bin bir çeşidi olan, lezzetli balık yiyebileceğiniz bir yer ve harika İstanbul manzarasında.

Yine Cihangir’de Hayat Restaurant, lezzetli Ege mezeleri rakı akşamları için çok keyifli bir yer.

Yeni açılan; Kronotrop’u atlamayalım. Yeni nesil kahve barlarımızdan. Kendi kahvelerini kendileri kavurup farklı lezzetlerde çeşitli kahveler hazırlıyorlar. Aynı stilde Nişantaşı mahallesindeki MOC’u da (Ministri of Coffee)  eklemek isterim.  Keyifli ve farklı kahveleri tadabileceğiniz yeni trend kahve barlarımızın önde gelenleri.

Beyoğlu’nun arka sokaklarında Klemuri’yi de eklemek isterim bu listeye. Ara sokaklara sıkışmış, küçük ve sevimli bir yer. Çok lezzetli yemekler. Vejetaryen yemekleri de mevcut.

Benim iş yerim İstanbul, Tarihi Yarımada’da, burası çok turistik bir yer olmasına rağmen aynı zamanda kuyumcu sektörünün yüzyıllardır üretim yaptığı bir bölge. Esnaf lokantalarımız harikadır. Sadece öğle yemeği için açıklardır. Uygun fiyata lezzetli yemekler yeriz.

Gül Otantik; Kuyumcuların çalıştığı bir binanın içinde; Ermeni şeflerin yemek yaptığı bir yer.

Bahar Restaurant; samimi ve her gün en az 25 çeşit yemek çıkan bir yer.

Aslanlı Restaurant; beyaz masa örtüleri ile bölgedeki kuyumcu patronlarına hizmet verir. Temiz, lezzetli yemekler. Diğerlerine göre biraz daha pahalıdır.

Tarihi Yarımada’da kahve içmek isteyenlere Çorlulu Ali Paşa medresesini öneririm. Harika bir Türk kahvesi vardır ve isteyenlere yanında nargile…

Röpartajın yayınlandığı sayfayı buradan inceleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın