#birfincankahve Burak Daylan

Bir kahve gönüllüsü: Burak Daylan

Tasarımcı, ikiz babası, bisiklet ve motor tutkunu ve kahve gönüllüsü… Yaptığı her şeyde tasarımcılığından dokunuşlar var. 7 yıl önce başlayan motor heyecanı, #istanbuluyurkengezileri ile takipçilerine kenti paylaştığı bir sosyal alan. Kahve yudumlamak, motor kullanırken aldığı keyfe benzer mi bilinmez.
Burak Daylan, kahveyi çekirdeğinden tanıyan damağındaki tadı bizimle paylaştı.

Tasarım bir yaşam biçimi diyebilir miyiz?

İşimiz her şey ile ilgili. Kişi kendini endüstri ürünleri tasarımcısı, içmimar, mimar gibi tanımlamak yerine, yani uzmanlığını belirtmeden tasarımcı diyorsa, tasarımı hayatının her yerine dahil etmiş demek oluyor.


İkiz babası olmak nasıl bir duygu?

İstanbul gibi bir şehirde ebeveyn olmak… İkiz bebek arabası ile dolaşınca, İstanbul’un konfordan uzak bir kent olduğunu gördüm. İnsanların AVM’lerde asansörde yer vermemeleri… Talep ettiğinde tepki ile karşılaştığını görmek; insan olarak üzücü bir durumda olduğumuzu gösteriyor.
Gittiğin Restaurant’taki mama sandalyesinin ne kadar kötü tasarlandığını, konforsuz ve hatta tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Oyuncak, bebek güvenliği, kıyafetleri gibi konularda, biraz daha detaylara bakmaya başlıyorsunuz. Her ebeveyn yapıyordur, ikiz babası olunca daha maliyetli olabiliyor. Her şeyden iki tane almak durumunda olunca, daha eğitiliyorsun. Onlar doğmadan önce dahi eğitimlere gittim hazırlıklı olmak adına.

Türk Kahvesi aşkı nasıl başladı?

Düşündüğüm bir konu değil. Annemin, teyzelerimin ‘‘sen de bize çektin’’ demelerinden dolayı, onların  sürekli kahve tükettiğini görmek belki ilham vermiştir. Asıl ivmeyi kendi tercihlerim yaptı. Ben çok kahve ya da çay tüketen biri değildim. Tasarımcı olarak bunları tüketmemek normal değildir, ancak ben kendimi alıştırmadım. Sadece ekstrem sabahlamalarda kahve içip ayık kalmaya çalışırdım.
Sanırım 10-15 senedir düzenli olarak yemeklerden sonra kahve içmeye başladım. Bunu bir alışkanlık olarak da görmedim. 2-3 senedir de kendi kahvemi kendim yapmam bu konuda tetikleyici oldu. Çok fotoğraf çeken biriyim, dijital makinelerin çoğalması ve sosyal medyanın paylaşmaya motive etmesi konuya ilgimi artırdı. Fincan koleksiyonum, kahve peşinde koşmak, farklı yerlerde kahveler deneyimlemek; toplamda bir hobiye dönüştü.

En güzel kahve nerede pişiyor? Cezvede mi makinada mı?

Çok dillendirmek istemiyorum ama kahve tutkumu destekleyen bir detay, Arçelik Telve’nin ilk çıktığı dönemde evime girmesiydi. Kendi kahvemi hep makinada yapıyorum, cezvede değil. İçtiklerimin neredeyse tamamı makineydi. Nargile içmek ya da sigara sarmak emek isterken, paketten içmek daha kolaydır ya hani makine de bana bu kolaylığı sağladı diyebilirim. Bakır cezvede pişirmişliğim de var, toprak ya da seramik cezveler de kullanıyorum. Dibek kahvesi gibi doğrudan fincanda pişirerek de deniyorum. Farklı tatlar, farklı köpük oranları için yeni yöntemler deniyorum. Kahvenin taze çekilmiş olması ve öğütülme miktarı çok etkiliyor diyebilirim.

Peki hangi kahve…

Mehmet Efendi en çok tercih ettiğim. Diğer kahveler arasında daha kuvvetli ve keskin olduğunu düşünüyorum. Diğer Türk kahvesi markalarını birbirine yakın ve daha yumuşak buluyorum. Yeni nesil kahveciler türedi, hem kavuran hem de satan. Oralardan da Türk Kahvesi’ne yakın çekirdek alıp evde değirmende öğüttüğüm oluyor. Normalde Türk Kahvesini orta ya da az şekerli tercih ederken, aldığım kahveyi sade içiyorum. Hem de hiç acılık hissetmeden içebildiğim aromalı kahveler bulabiliyorum. Türk Kahvesi fazla kavrulmuş bir kahvedir, aynı zamanda tartışılan bir başka konu da bizim kahveyi pişirme süremiz. Benim aldığım bu çekirdekleri öğüttükten sonra pişirme süresini kısa tutup daha az acı bir tat elde edebildim.

Peki kahve fincanı tercihin var mı?

Tercihim var. Ağzı dar, altı geniş, mümkün olduğunda ince olmalı. Ağzının darlığı köpüğün çok yayılmamasını ve altının geniş olması telveyi tutmasını sağlıyor. Telve sevenler için yarım küre daha tercih edilebilir olabilir tabi. Her türlü fincanım var ve hepsini kullanıyorum.

Peki yanında mutlaka dediğin bir şey var mı?

Acıbadem likörü… Bazen de ahududu. Pek lokum sever sayılmam… İkram edilecekse de sadece sade kahvenin yanında olmalı.

Bir cevap yazın