Taş ev restore etmek veya bir ruhu olduğunu fark edeceğiniz evler inşa etmek onun tutkusu. Çeşme, Bodrum ve Ayvalık da mesken tuttuğu ilçeler. Kentin değerlerini emek vererek görünür kılmak ve çevreye katkı sağlamak önemli bir başlangıç noktası olmuş onun için. Estetik bir algı ortaya çıkarmak konusunda da özenli. Kültürel, sosyal ya da çevresel… İmkanı olan herkesin taşın altına elini koymasını da öneriyor.

İş, yönetim, liderlik kelimelerinin alt başlıklarını açan, bize stratejiyi temel iki sorusu ile özetleyen yönetim danışmanı Şahin Tulga, kahvenin bahane olduğu bir sohbet için ofisinde ağırladı bizleri. Yaptığımız işi severek yapmaya devam ederken ekipleri motive etmekte ve ilham verici ortamlar yaratmakta tasarımcı olarak rolümüzü hatırlatan ve bolca öğrendiğimiz sohbetimiz sizi de motive etsin isteriz…

-Kurumun beklentisini karşılayacak ürün geliştirme sürecinde “strateji” kelimesi çok kullanılıyor. Bu konuda bizim okuyucularımıza ürün geliştirme özelindeki strateji konusunda temel olarak ne söylemek istersiniz?

İlk prensipleri anlatayım. Stratejide iki temel soru vardır, cevabını aradığımız. Birincisi, ben hangi pazarlarda faaliyet göstermeliyim? İkincisi de bir rekabet avantajını nasıl elde edebilirim. İlk sorunun üç alt bileşeni var; pazar diyince sadece coğrafi bölgeyi kastetmiyoruz. Biz hedef müşteriyi ve bu müşteriye sunulacak ürünleri de kastediyoruz. Bunlar birbiri ile çok ilintili. Önce karar vermeniz lazım, şu tür müşteriye şu ürünlerle hizmet vereceğim. Ya da üründen başlayabilirsiniz. Bu tür ürünü çok iyi yapıyorum. Ona göre hedef müşteri aramam lazım. Temel fikir şu, bir defa rakiplerimizin olması kaçınılmaz. Rakiplerimizden daha farklı olmamız ve hedeflediğimiz müşterinin belirli ihtiyaçlarını rakiplerimizden daha iyi karşılamamız lazım. Strateji 101 konusu bu. Hangi pazarlarda faaliyet göstereceğim sorusuna yanıt verip pazarları ülke/bölge, hedef müşteri grupları ve bu grupların yanıtlanacak ihtiyaçlarını birbiri ile uyumlu hazırlamalıyız. Hatta birbiri ile sinerjik olması lazım. Birbirini güçlendirmesi lazım. Örneğin; bir kahve fincanı, bizim başka bir ürünümüze gönderme yapmalı. Müşteride “ne kadar iyi gider birbiriyle” ya da “birlikte varlıklarını güçlendirecek” dedirtmek lazım. Strateji, öyle bir şey ki, kurduğunuz sistematik birbirini güçlendirmeli ve yağlarından arınmış bir insan gibi hızlı koşmalı.

-Sizin hayatınızda kahvenin yeri nedir?

Kafası ile çalışan her insanda önemli bir yeri var kahvenin. Ben daha çok çay insanıyım. Sabah çay ile uyanırım. Daha sonra kahveye geçerim. Bir liderin, bir yöneticinin, bir iş insanının (TEDX’de gördüğünüz gibi) bir takım işleri var. Büyük resme baktığınız zaman yapısal sistemler kurmalı. Çatışmaları yönetmeli. İlham verici bir ortam yaratmalı ve motivasyonu artırmalı. Bütün bunlar birbiri ile temas içinde, etkileşimli çalıştığı zaman, okuduğumuz uygun yapısal sistemler bizi başarıya götürüyor. İş dünyasındaki büyük resim bu. Burada, kahvenin de rolü var. Siz çalışanlarınıza kahve saatleri ayırdığınız zaman, onlara ücretsiz kahve verdiğiniz zaman, kahveleri güzel fincanlarda içirdiğiniz zaman motivasyonu artırıyorsunuz. Daha ilham verici bir ortam sunuyorsunuz. Maalesef Türk iş dünyasında büyük yanılgı şu; ben yapısal sistemler kurgulayayım. Nedir yapısal sistemler? Stratejimi oluşturayım, performans (prim) yönetim sistemi kurgulayayım, organizasyon yapısını iyi yapayım insanlar çalışsınlar ve başarılı olsunlar. Yöneticiler, çalışanları kendileri gibi hissediyorlar. Diğer unsurlara önem vermiyorlar ya da ikincil derecede önem veriyorlar. Bir problemimiz bu. Sizin yaptığınız iş bu yüzden de çok önemli.

Biraz evvel başarı için dört unsur saydım:

-Yapısal sistemler kurmak

-Çatışmaları yönetmek

-Motivasyonu artırmak

-İlham verici ortam yaratmak

Son iki maddede siz ve sizin gibi firmalar tahmininizden daha büyük rol oynayabilirler, eğer izin verilirse. Benim kahve ile ilişkim eşim ve kızlarımdan kaynaklanıyor. İkisi de fanatik. Üçüncü jenerasyon kahve bulamadıkları zaman, standart kahve bizim hayatımızın vazgeçilmezi. Daha uyarıcı olan yaratıcı düşünmeye destek olan bir unsur ve bir ürün. Ve bunun da güzel bir fincanda sunulması büyük keyif veriyor.

-Üçüncü nesil kahve dükkânları var. Her sokakta bir tane…

Acı olan, farklılaşmak çok zor. Orada farklılaşmayı üründe gerçekleştirmek zor, ancak müşteriye sunulan başka değerlerle (çevre, kullandığı fincan ile….) fark yaratabilir. Yoksa, ürün hemen hemen aynı. Aynı ülkelerden geliyor. Hemen hemen her kahveci farklı çekirdekler sunuyor. Orada tazelik ve ambiyans önemli. Tazelik kahve ile doğrudan ilgili, ambiyans ise ilgisiz. Dediğim gibi kullandığınız fincan, gelen müşteri türü, müşteriler arasındaki muhabbet. Tek başıma geldim içiyorum, fincanım da çok güzel. Oradaki başka insanlarla iletişim kurabilirsem, ki bunu kendim yapmam zor. Müessesenin sahibi o bağlantıyı kurabilirse; çok büyük bir sosyalleşme alanı çıkar ortaya.

-Aslında bizim kahvehanelerimizdeki gibi...

Evet, işte o görev kahvehaneyi işletene düşüyor.

  • Danışmanlık verdiğiniz kurumların arasında KOBİ de var, büyük ölçekli firma da var. O firmaların tasarım yatırımı yapmaları ile liderliklerini korumaya devam etmeleri ya da liderliğe yükselmeleri mümkün olabilir diye düşünüyoruz biz tasarımcılar. Bu iş birliği gerçekçi mi sizce?

Liderlikte dört olmazsa olmazın bir tanesi olan yapısal sistemler kurmak aslında bir tasarım faaliyeti. Örneğin, strateji ya da performans değerlendirme sistemi. Çok fazla değişken olduğu zaman ortaya bir tasarım faaliyeti çıkıyor. Önce veri topluyoruz, tıpkı tasarımcılar, mimarlar gibi. Sonra, veriyi kullanarak çözmek istediğimiz problemi tanımlıyoruz. Çözümler geliştiriyoruz ve bunun prototipini hazırlıyoruz. Bu prototipi test ediyoruz. Problemli olursa, tekrar gözden geçiriyoruz. Müşteri tarafından kabul edildiği an piyasaya sunuyoruz. Bu neden önemli? Bu tasarım düşüncesi yönetimde daha fazla yer ettikçe, ki işin daha çok başındayız. Yer ettikçe, insanların tasarım farkındalığı artacak. Etraflarındakilere bakacaklar ve görmeyen göz görmeye başlayacak. Tasarım ile ilgili her şey. Şirket liderleri kendi yaptıkları işleri tasarlanmış endüstriyel objelerde de görecekler. Mimaride de görecekler. Ufuk açılacak onlara. Daha yakın bir iş birliği oluşacak. Onlar da kendilerini geliştirmek isteyecekler. Belki onlar da hobi olarak kendilerini bu sürece dahil etmek isteyecekler. Ya da tatmin olacaklar.

 

-Sizin tasarım odaklı düşünmeye yönelik bir eğitiminiz de var.

Tasarım odaklı yaklaşımın iş hayatında nasıl olacağı sorusuna yanıt. Mesela süreçler. Bir müşteriye götürdüğümüz danışmanlık süreci. Attığımız bazı adımlar var. Bunu sürekli olarak daha iyiye götürmek istiyoruz. Sürekli test ediyoruz. Mükemmel hale gelinceye dek ilerliyoruz.

-Hep bir ölçme değerlendirme var.

Evet. Sonuçta gelecek tasarımda ve tasarımcı gibi düşünen insanlarda. Tabi bu tek bir yaklaşım değil, bir sistemci gibi düşünen insanlar da çok önemli. Şunu kastediyorum, bir örnek vereyim. Bir şirkette deniyor ki satışlar azaldı, şu anda Türkiye’nin gerçeği bu, masrafları kısacağız. Ne yapacağız? Eleman mı çıkaracağız? İlk akla gelen. Bu çok basit bir yaklaşım. Bütün etkenleri, sebep-sonuç ilişkisi içinde şekillendirdiğiniz zaman ortaya inanılmaz karmaşık bir resim çıkıyor. Bu karmaşıklığı okuyabiliyorsunuz. Ne yaparsam, sonuca giderim sorusuna yanıt haritası çizerek davranmalıyız. Sistem yaklaşımı ve tasarım yaklaşımı iş dünyasının önümüzdeki 20-30 senesine damga vuracak. Bunda da liderliği tasarım yaklaşımı ile çalışan insanlar yapacak. 

Yorumlar (0  Yorum)

Yorumunuzu Ekleyin

İlk yorumu siz yapın!